En soğuk yer neresi Türkiye ?

SULTAN

Global Mod
Global Mod
En Soğuk Yer Neresi Türkiye?

Forumdaşlar, bugüne kadar hep belirli yerlerin soğuk olduğunu düşündüm, ancak bir yolculuğa çıktığımda gerçekten soğuğun ne demek olduğunu anladım. Bir arkadaşım bana bir gün, "Türkiye'nin en soğuk yeri neresi?" diye sormuştu. İyi de, neresi olabilir ki? Ağrı dağının zirvesi mi? Erzurum'un karlı köyleri mi? Herkesin aklına gelen bir yer vardır, ancak gerçek bir keşfe çıkmadan, soğuk dediğimizde aslında neyle karşılaştığımı anlayamazsınız. Bu yazımda, Türkiye'nin en soğuk yerlerinden birine yaptığım yolculuğu ve orada yaşadıklarımı paylaşacağım. Hem de bir adam ve bir kadının farklı bakış açılarıyla…

Soğuk Bir Sabah: Ayşe'nin Gözünden

Ayşe, bir kış sabahı, Giresun’dan yola çıktı. Hayatındaki pek çok şey gibi, bu yolculuğun da kolay olacağını düşünmüyordu. Ama bir farkla, kendisi bir insanın ne hissettiğini her zaman en derin noktasına kadar anlayabilen biri olduğu için, soğuk havanın etkisiyle vücutlarında hissettikleri değişimin, zihinlerinde de bir değişim yaratacağını biliyordu. Bunu görmek, anlamak istiyordu. Ama asıl gerçek, soğukla yüzleşmekti.

“Giresun’un o muazzam sahilinden çıkıp, iç kesimlere doğru gitmek, bir çeşit cesaret gerektiriyor” diye düşündü. Rüzgarın soğukluğu artık burnuna dokunuyor ve her nefes alışında, sanki ciğerlerine kadar kazınıyordu. Ama Ayşe, hep daha fazla hissetmeye, daha derine inmeye çalışıyordu. O yüzden soğuk, ona sadece bir dış etken olmaktan ziyade, içsel bir yolculuğun habercisi gibiydi.

Yolculuğun başında, arabaların sıralandığı karla kaplanmış bir yol vardı. Herkes çok hızlı gidiyordu, ama Ayşe yavaşça ilerlemeyi tercih ediyordu. Karanlık, tüm doğayı sarmıştı ve her geçen dakika, soğuk, bedenini biraz daha içine alıyordu. Ayşe buna aldırmadan, yalnızca dışarıdaki karları izliyordu. Kar tanelerinin dans edişini, her birinin farklı şekillerde döndüğünü, ama her birinin bir şekilde bir araya gelip, büyük bir beyazlık oluşturduğunu düşündü. Bu beyazlık, soğukla birleşince ona hayatın ne kadar kırılgan olduğunu hatırlatıyordu.

Ayşe'nin gözünde her şey, duygusal bir merhametle şekilleniyordu. Soğuk, tek başına çok acı verici olabilirdi, ancak insanlara empati gösterdiğinde, soğuk da bir anlam kazanıyordu. Bir insanın soğukla başa çıkabilmesi, bazen başkalarının ona duyduğu şefkatten geçerdi.

Çözüm Odaklı Bir Adam: Ahmet’in Perspektifi

Ayşe'nin aksine, Ahmet'in bakış açısı çok daha farklıydı. O, her şeyin çözülmesi gereken bir problem olduğunu düşünüyordu. Sıcaklık, soğuk, fırtına, yağmur… bunların hepsi, çözülmesi gereken fiziksel engellerdi. Bir mühendis olarak, her şeyin hesaplanabilir ve öngörülebilir olması gerektiğini savunuyordu. Bunu da sürekli hayatına yansıtırdı.

"Bu soğuk, bir zorluk," dedi Ahmet, Giresun'un o kararmış dağ yollarında. “Ama bir çözümümüz var. Şu kışı geçirebilmemiz için bir yol haritası çizmeliyiz." Ahmet’in düşünce tarzı, Ayşe'ye göre çok daha farklıydı. Bütün bu doğa olaylarını anlamak ve onlara bir strateji ile yaklaşmak istiyordu.

Yolculuk boyunca, Ayşe’nin yavaş gidişine karşılık Ahmet, yolları daha hızlı almak ve en kısa rotayı bulmak için sürekli hesaplamalar yapıyordu. Soğuk, Ahmet için bir engel değil, üzerinde zafer kazanılması gereken bir alandı. Her defasında, daha sıcak bir kıyafet ya da daha sağlam bir araçla, daha az zarar alarak ilerleyebileceğini düşünüyordu. Ama Ayşe, Ahmet’in aksine, "Zorluklar, çözülmek yerine hissedilmek için var" diyordu.

Ahmet ve Ayşe’nin karşılaştığı zorluklar, birbirlerinden farklı şekillerde onlara ders veriyordu. Ayşe, soğukla empati kurarak bir anlam bulurken, Ahmet, onu çözmek için stratejiler geliştiriyordu.

Gerçek Soğuk: Türkiye'nin En Soğuk Yeri

Günler sonra, Ayşe ve Ahmet nihayet Türkiye'nin en soğuk yerlerinden birine geldiler: Ardahan, Çıldır Gölü’nün çevresi. Burada, kışın soğuk rüzgarları adeta kemiklere işliyor, yerler buz tutuyordu. Geceleri, sıfırın altındaki sıcaklıklar neredeyse -40 dereceye kadar inebiliyordu. Hava o kadar soğuktu ki, sesler bile kesilmiş gibiydi.

Ayşe’nin duygusal bakış açısı, bu manzara karşısında ona huzur veriyordu. Soğuk, sanki dış dünyadan tamamen kopmak gibiydi. Burada, sadece varlıklarıyla anlam bulan bir yalnızlık hissi vardı. Her şeyin donduğu, her şeyin suskun olduğu bu ortamda, insanın kendi iç yolculuğuna çıkması gerekiyordu.

Ahmet için ise durum daha farklıydı. O, bu koşullarda kamp kurmak, hazırlıklarını yapmak ve süreci planlamak için heyecanlıydı. Ancak, soğukla mücadele etmek, ona bir meydan okuma gibi geliyordu. Çıldır’ın en soğuk yerinde, kışın içinde bir çözüme ulaşabilmek ve bunu başarmak, Ahmet’e göre bir zafer olacaktı.

Hikaye burada, iki farklı karakterin gözünden soğukla mücadelenin, bir yanda duygusal bağların ve diğer tarafta çözüm arayışlarının birleştiği bir noktada sonlanıyordu. Ayşe, soğukta kendini bulurken, Ahmet, çözüm arayarak bir başarı peşindeydi. Her iki yol da, bir şekilde Türkiye’nin en soğuk yerinde birleşiyordu, ancak her birinin farklı bir anlamı vardı.

Sizce, bu soğuk, sadece fiziksel bir engel mi yoksa içsel bir yolculuk mu? Forumdaşlar, sizin için soğuk nedir? Yorumlarınızı paylaşın, belki de başka bir bakış açısı keşfederiz.
 
Üst