Adalet kim tarafından bulundu ?

Ceren

New member
Adalet Kim Tarafından Bulundu? Biraz Mizah, Biraz Tarih, Bolca Kahkaha!

Selam forumdaşlar! 🎉 Bugün, her an etrafımızda gördüğümüz, “keşke adalet herkese aynı şekilde dağıtılsa” dediğimiz o kutsal kavramın kökenlerine biraz eğlenceli bir bakış atalım, ne dersiniz? Hadi gelin, biraz tarih, biraz felsefe ama en çok da gülme garantili bir yazı ile Adalet kim tarafından bulundu sorusunun cevabını arayalım! Çünkü, kimseye sormadık, ama bu adalet denen şey acaba kimin fikriydi? Hadi birlikte bakalım!

Öncelikle şunu söylemem gerek: Adaletin bulunma süreci muhtemelen bir tür kolektif çaba olmalı. Bir araya gelmiş birkaç insan, "Bu işler biraz karıştı, haksızlık var, hadi bir şeyler yapalım!" demiş olabilir. Ama bu işi kimin başlattığını bulmaya çalışırken biraz tarihsel bakış açısı ve tabii mizahi bir yaklaşım faydalı olabilir. Çünkü tarih her zaman çok ciddi olmak zorunda değil, değil mi? 😄

Adaletin İlk Kez Ortaya Çıkışı: Kadın mı, Erkek mi, Yoksa Her İkisi Birlikte mi?

Adaletin kim tarafından bulunduğu konusu, aslında biraz gizemli bir soru. Hani sanki insanlar bir gün toplanıp, "Hadi bu adalet işini çözelim" demiş gibi. Ama gerçek şu ki, adaletin temelleri eski uygarlıklara kadar gidiyor ve bu konuda ilk ciddi atılımı kim yaptı derseniz… Çıkan cevaplar kesinlikle eğlenceli olacaktır.

Erkekler arasında bu konuda hemen herkesin kesin bir fikri vardır: "Bunu biz bulduk, çünkü biz her zaman çözüm odaklıyız!" Bir de "İlk hukuk yazısını ben yazdım, arkeolojik bulgulara bakın!" diyenler vardır. Ancak, erkeklerin çözüm odaklı, analitik yaklaşımını sevin, çünkü adaletin bulunması, büyük ihtimalle bir "problem çözme" arzusundan kaynaklanmış. MÖ 1750’de Babil Kralı Hammurabi, ünlü Hammurabi Kanunları’nı hazırlayarak, belki de “Adalet dedikleri bu kadar basit işte!” demek istemiştir. "Kötü davrananları cezalandırır, iyi davrananları ödüllendiririz, herkes mutlu olur!" diyerek oldukça stratejik bir çözüm üretmiş olabilir.

Kadınlar içinse, adalet her zaman biraz daha ilişki odaklıdır. Bir kadın, “Adaletin bulunması, sadece her bireye eşit muamele yapılması değildir, aynı zamanda onların duygusal ve psikolojik ihtiyaçlarının da göz önünde bulundurulması gerekir!” der. Fakat tabii ki, bu bakış açısının tarihsel kayıtlarda pek bir yer bulduğunu söylemek zor. Kadınların adalet anlayışı daha çok ilişkilere dayanır ve başkalarının haklarına saygı duymayı, toplumsal eşitliği ve empatiyi içerir.

Bu yüzden, kadınların bakış açısından bakıldığında, adaletin bulunma süreci muhtemelen “Bir dakika, herkesin ne hissedeceğini düşünmemiz gerekiyor!” şeklinde gelişmiş olabilir. Ve evet, tarih kitaplarında genellikle kadınların bu fikirlere yer verilmiyor olabilir, ama belki de Hammurabi'nin kanunları biraz daha esnek olsaydı, bu fikirler de dahil edilirdi. 🙃

Hangi Adalet, Kim İçin?

Şimdi biraz daha günümüze bakalım. Bugün adalet, yalnızca bir hukuk meselesi değil, aynı zamanda sosyal bir mesele. Çeşitli toplumsal hareketler, kadın hakları savunucuları, LGBT+ topluluğu, etnik azınlıklar... Herkesin kendi bakış açısıyla "adalet" anlayışı var. Yani, “Adalet kim tarafından bulundu?” sorusu, aslında “Adalet kim için bulundu?” sorusuna dönüşüyor.

Erkeklerin bakış açısından, adalet genellikle "Eşitlik! Herkes kendi yerini bilsin, kimse kimseyi geçmesin!" şeklinde özetlenebilir. Çözüm odaklı yaklaşım derken, erkekler “Her şeyin bir karşılığı olmalı” fikrini benimsemiş gibi görünüyor. Ancak bu bakış açısı, bazen daha geniş bir toplumsal değişim ihtiyacını göz ardı edebiliyor.

Kadınların ise, adalet anlayışları biraz daha nüanslı ve empatik. “Herkesin eşit haklara sahip olması gerektiği doğru, ama bazı gruplar diğerlerinden daha fazla yardıma ihtiyaç duyuyor ve adaletin onlara göre şekillenmesi gerekebilir” diyorlar. Buradaki ince nokta, kadınların daha çok toplumsal bağları ve bireylerin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmasıdır.

Adaletin Geleceği: Nerede, Kimle ve Ne Zaman?

Şimdi, adaletin geleceğine bir göz atalım. Günümüz dünyasında, adaletin ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Teknolojinin, sosyal medyanın ve küreselleşmenin etkisiyle, herkesin sesinin duyulması gerektiği fikri daha fazla ön plana çıkıyor. Adaletin, sadece bireylerin haklarını değil, tüm insanları kapsayan bir değer olduğunu söylemek de mümkün.

Tabii ki, her toplumda adaletin nasıl sağlanacağına dair farklı bakış açıları var. Kimileri, adaletin sadece yasal bir süreçle sağlanması gerektiğini savunuyor; kimileri ise daha geniş bir toplumsal değişimle. Erkekler bu konularda her zaman çok stratejik düşünür, mesela “Eşitlik için teknolojik çözümler geliştirebiliriz” diyen erkekler olabilir. Kadınlar ise, “Adalet, en çok sesini çıkarmayanların haklarını da gözetmeli” şeklinde daha empatik bir bakış açısına sahip olabilirler.

Ve belki de asıl soru şu: Adalet gerçekten her yerde ve herkese eşit şekilde dağıtılabilir mi? Ya da bu yazıyı okurken, “Adaletin bulunması fikri aslında bir grup kadın ve erkek arkadaşın akşam çayı içip tartışarak ortaya çıkmış olabilir mi?” diye düşünüyor muyuz? Bence hepimiz bu konuda biraz düşündükçe, konu daha da eğlenceli hale geliyor.

Sizce Adalet Kim Tarafından Bulundu?

Şimdi, forumdaşlar, bu soruyu sizlere bırakıyorum! Adalet gerçekten kim tarafından bulundu? Antik uygarlıklarda erkekler mi, yoksa kadınlar mı daha fazla söz sahibiydi? Sizce adaletin kökenleri toplumsal cinsiyetle nasıl kesişiyor? Cevaplarınızı merakla bekliyorum! Hadi bakalım, kahkahalar eşliğinde bu konuda ne gibi fikirler üretebiliriz?
 
Üst